TÜRKİYE MADEN İŞ SENDİKASI VE TOPLU SÖZLEŞME HAKKINDA

Selçuk Metin

Selçuk Metin

E-Posta :

  Türkiye maden İş Sendikası tarihinde direnişlerin simgesi olmuş hiçbir baskı ve zulme boyun eğmemiştir .Yalnız Son yıllarda Maden işkolları da, iş kanununda ayrılmıştır ; çalışanlar yer altı madenciliği ve yer üstü madeniliği olarak ikiye ayrılmıştır. 6331sayılı tehlikeli iş kolları arasında gösterilen açık ocak maden işçiliği maalesef ve maalesef iş kolu olarak tehlikeli olduğu halde İş riski pirimi alamamıştır.toplu sözleşmede Türk iş konfederasyonu bu olayı Çalışma Bakanına da anlatmış hala yerin altında Kahramanmaraş çöllolarda bulunmayı bekleyen maden şehitleri ,yine Şirvan daki maden toprak kayması sonucunda yitirdiğimiz şehitlerimiz; 20 günde binlerce metre küp heyelanın altından zor çıkarılmışlardır. Açık ocaklarda ölümler devam etmektedir. Bu bağlamda tüm kurumlarda olan iş riski varken bizde halen iş riski olmaması da üzücüdür. Maden iş sendikası Türk iş ile Hükümet arasında İmzalanan toplu sözleşme görüşmelerinde imzalanan 200 bin çalışanı ilgilendiren sözleşme yi bizler kabul etmiyoruz.iş riski olmayan hiçbir toplu sözleşmeyi maden iş olarak kabul etmiyoruz. Bizler Direnişin simgesi olan maden iş sendikasının yeniden eyleme geçmesini istemekteyiz. Kimle direneceğiz diyenlere karşı şu unutulmamalıdır ki; maden iş sendikasına bağlı Kavel Kablo da üye olan 1963 yılındaki 170 maden iş üyesinin ne yaptığına bakmak gerekiyor. Yasalarda işçilerin grev hakkı yoktu. Grev yasa dışı sayılıyor ve böyle bir harekete girişenler cezalandırılıyordu. İşte böylesi bir ortamda Kavel Direnişi, işçi sınıfı mücadelesinin önünü açan büyük bir eylem oldu. Sarıyer’de kurulu olan Kavel Kablo Fabrikasında 28 Ocak 1963’te başlayan iş bırakma ve direniş eylemi, işçilerin grev hakkının 275 sayılı Toplu İş sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanunu ile yasalara geçmesiyle son buldu. Vehbi Koç’a ait olan fabrikada, Amerika’dan gelen genel müdürün göreve başlamasıyla işçiler üzerindeki baskılar artmıştı. Türk-İş’e bağlı Maden-İş Sendikası’na üye 170 işçinin sabrını taşıran ise fazla mesai ve kıdem esasına göre verilen yıllık ikramiyelerin kaldırılması ve sendikadan istifa etmeleri yönündeki baskılar oldu. Maden-İş’in yaptığı görüşmelerde sonuç alınmadı. İşçiler, patronun bu saldırgan tutumunu protesto etmek için iş bırakarak tezgah başına oturdular… Grev ve toplusözleşme yasalarının henüz çıkmadığı ve grevin yasak olduğu bir dönemde yapılan bu direniş, Türkiye işçi sınıfı tarihinde dönüm noktasıydı. Eylemin grev hakkının verilmesini zorlayıcı niletiği, çalışma hayatını düzenleyen yeni yasaların çıkarılmasında önemli bir rol oynadı. 15 Temmuz 1963’te kabul edilen ve 24 Temmuz 1963’te yürürlüğe giren 275 sayılı Yasa’da yer alan ve yasadan önce yapılan grev nedeniyle haklarında takibat yapılan işçilerin davalarının düşmesine ilişkin madde, Kavel maddesi olarak bilinir. Yukarıda da kısaca özetlediğim gibi,Maden iş sendikası hep Direnişin lokomotifi olmuştur.Tamda şimdiki ortam da grevin yasaklandığı ohal bahanesiyle tüm yetkilerin sendikalardan alındığı yetkilerinin güvenlik gerekçesiyle tırpanlandığı ortamda bile Baskılara karşı dik duracak olan bizler olmayız..Tarihimizde ki gibi direnen bedenlerini ölüme yatıracak kadar inanmış işçi sınıfını ve Sendika yöneticilerini örgütlemek gerekmektedir..Yapılan toplu sözleşmeyi asla kabul etmemeliyiz..Yeni yapılan sözleşme metni aşağıdaki gibi olmuştur.. Yaklaşık 200bin kamu çalışanı ilgilendiren sözleşmede Beklentiler boşa çıkmış kamu çalışanı enflasyonun altında yine ezdirilmiştir.Son 2002 yılından bu yana çalışanlar ücret dengesizliğine uğramış, haklar sürekli olarak geriye gitmiştir…Son yıllardaki sözleşmeler incelendiğinde bu açıkça görünmektedir…Ülkede sendikal örgütlenmenin önü sürekli sudan sebeblerle engellenmeye çalışılmaktadır…Aynı kurumda çalışan aynı işi yapan işçiler arasında yevmiyeler arasında aşırı derecede ücret farkı bulunmakta,bu da çalışanlar arasında iş barışını bozmaktadır.Bununla ilgili birçok Bakanlık ve diğer kurumlara şikayetlerimizi iletmemize rağmen bir sonuç alınamamıştır.bundan dolayı bu hakların alımı için her türlü eylem mekanizması çalıştırılmalıdır.Şu düşünce asla unutulmamalıdır;Tüm emek sınıfının kazanımları Hiç bir zaman masa başında alınmamıştır.hep kazanan direnen işçiler olmuştur.ZAFER DİRENEN İŞÇİLERİN OLACAKTIR..İŞÇİLERİN BİRLİĞİ SERMAYEYİ YENECEK…..Saygılarımla Selçuk Metin

İzlenme: 4076 Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

Tüm Yorumlar
  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR